Değer İle Beğenilme Arasındaki Farkı Anlamak

Bugün ki konumuz kişisel gelişim sayfalarında, sosyal medyada sık sık karşımıza çıkan ve birbiriyle çelişen iki öğüt: "kimsenin söylediğini takma" ile " "insanlarla iletişiminde onların da hislerini ciddiye al". Peki, ne zaman hangi öğüde uyacağımızı nasıl bileceğiz? Kafamıza göre davranırsak önemsediğimiz insanları kırabilir, hatta kaybedebiliriz. Karşımızdakine söz vermeyi abartırsak, onun monoloğu içerisinde kendimizi duyamaz hale gelebilir, sonrasında... Continue Reading →

İlişkide Kendinizi “Kadın” veya “Erkek” Gibi Hissedemiyor musunuz?

Kadın-erkek ilişkilerinde hemen hepimizin bir kez dahi olsa deneyimlediği bir durumdur değil mi bu? Partnerimizle birlikteyken, işler yolunda gitse de gitmese de, BEN olarak var oluruz da, sanki kadınlığımızı veya erkekliğimizi tam olarak ortaya koyamıyor muşuz, ya da koyduğumuz yeterli gelmiyor veya uymuyormuş gibi hissederiz. Psikanalitik yaklaşımın, bu durum için bir açıklaması var. Bu durum... Continue Reading →

Bir Hedef Dramı: Felaketle Motive Olmak

İnsan psikolojisi açısından hayata baktığımızda, ortaya çıkan en önemli varsayımlardan biri şudur: her davranış ve eylem olumlu bir niyetle yapılmaktadır. Yani bir hedefe ilerlerken, hedefimizi sabote edecek davranışlarımızın dahi arkasında, o an ortaya çıkan bir problemi ortadan kaldırmaya yönelik bir amaç görülür. Fakat yine de, hedef sabote edilmiştir ve bu durumda kişinin aklında şöyle bir... Continue Reading →

Kadınların Görünmez Jeneratörü ve Kullanım Klavuzu

Jeneratörün ne olduğunu hepimiz biliyoruz, değil mi? Yine de kısacık bir tanım yapalım: mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çeviren aletlerdir jeneratörler. A tipi enerjiyi, b tipine çevirirler özetle.  Kadınların da a enerjisini b enerjisine çeviren, daima yanlarında taşıdıkları bir jeneratörleri vardır, görünmese de. Fakat özellikle kadın-erkek ilişkilerinde varlığını gözetmek gerekir. Öncelikle biraz kadınların bakış açısından erkekleri... Continue Reading →

İçinde Patlayan Bir Güç Var:Ver ve Kurtul!

Hemen  herkes yaşamıştır: zaman zaman bir konu üzerine o kadar çok düşünür, o kadar çok eyleme geçeriz ki, zihnimiz patlayacak gibi hissederiz. Eylemlerin karmaşası içinde, çıkış noktamızı kaçırmışlığımız dahi olur. İçimizde güçlü bir irade hissederiz, fakat o irade ve iradeyi kullanma azmimize rağmen, elimizde uğraştığımız işte bir düzelme olmadığı gibi, çoğu zaman mevzuyu tabiri caizse... Continue Reading →

Kişisel Gelişimde Olmazsa Olmazımız: Mühendisi Oynamak

Her ne kadar bugün kendi başına hayattan ayrı, bir nevi ekstra bir kavram gibi vücut bulmuş olsa da, aslında kişisel gelişim dediğimiz şey, insanın varmak istediğini düşündüğü her hangi bir hedef için kendisini güncellemesi durumudur. Hali hazırda an içerisinde olduğumuz "Ben", elde etmek istediğimiz bir olgu için yeterli durmuyorsa, bir sıçrama/dönüşüm gerekir. Bu sıçrama/dönüşüm namına... Continue Reading →

Her Halükarda Prensipsiz Türkiye: Devlet Gücünü Sahiden De Halktan Alıyor

  Erich Fromm, Sevme Sanatı kitabında babanın rolünü "toplumsal kabul" olarak verir. Anne bizi, ne olursak olalım sevendir; baba ise bizi sevse de, ancak "doğru"yu yaptığımızda onaylayandır. Bu yönüyle bizde toplumu temsil eder Baba. Babalarımız ise genel itibariyle doğrularına takıntılı, bu doğruları tartışmaya açma entelektüelizminden uzak, bireysel hakları olası tehditler dolayısıyla bertaraf etmeye meyyaldir. Aynı... Continue Reading →

İnteraktif Gerçekliğe Dayalı Sosyallik ve Beyin İshali

         Hemen hepimiz, hayatımızın bir evresinde kişisel gelişim ile ilgilenmiş, spiritüel eylemlerde bulunmuş, terapiste veya en kötü ihtimalle yirmi dakikalık görüşme süresiyle insan beynine hakaret eden devlet hastanesi psikiyatristlerine gitmişizdir. Bu deneyimlerin akılda bıraktığı bir çok soru vardır ama en elzem olanı şu: "gerçekten kötü olan bir hayata karşı kafamda olumlu bir... Continue Reading →

Savaş Felsefesi ve Şaşırtmanın Gücü Üzerine

Aliya İzzetbegoviç'in en yalın söylemiyle ses bulmuş, fakat 1700'lerle birlikte hızla değişen ve derinleşen savaş felsefesinin tespitini çok önceden yaptığı bir gerçek vardır: "Savaş yenilince değil, düşmana benzeyince kaybedilir" ya da felsefenin söylemiyle " yenilen düşmana benzer." Savaş ve yenilme kavramımızı burada top-tüfek, ordu ile sınırlamayalım, haydi biraz daha genişletelim. Sık sık bahsettiğimiz gibi psikolojik... Continue Reading →

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑