Tekrar Hayata Dönmek, Kaçırdığımız İpin Ucunu Tekrar Yakalamak Üzerine

İnsan, yuvaya dönmek ister. Her anlamda, her bağlamda, insanın nihai amacının, daima özünde yuvaya dönmek olduğunu düşünüyorum. Doğarız, büyürüz, evden ayrılırız. En nihayetinde evlenme yani “yuva kurma” itkimizde, başlangıca tekrar dönüş arzusu vardır. Düzenli bir iş isteğinde, rutine bir meyil vardır. Ev satın almak talebinde, sabit dört duvara özlem vardır. Rutin, sabit dört duvar, sıcacık... Continue Reading →

Reklamlar

Neden Hayatımızda Artık İlgi Çekici, Cezbedici Şeyler Olmuyor?

Başlıkta yer verdiğimiz bu soru, bugünlerde çok sık dillerden dökülür oldu. Dünyanın belki de en fantastik zamanlarına şahitlik ediyoruz ama yine de bir iç sıkıntısı alıp başını gitmiş durumda. Yoo, hayır. Bu yazı insanın bencil yaklaşımı ile tüketim algısının yarattığı doymaz insanlar söylemine taşınmayacak. Konuya daha teknik, daha zihinsel yaklaşacağız. Şimdi, dikkatinizi çektiyse bu bir... Continue Reading →

Bir Modern Zaman Fiyaskosu: İnternetle Neden Sosyalleşemedik?

Bundan 15-20 sene önce ufkumuzu genişletmek üzere geldi internet hayatımıza. Başka ülkelerdeki, şehirlerdeki yakınlarımızla olduğu kadar, yabancılarla da görüşmeye başladık. Mirc ve İCQ'nun ilk dönemleri, internet adeta bayram yeri gibiydi. Fakat her tip insana da denk gelebileceğimizi öğrendikçe, daha dikkatli ve kısıtlı kullanmaya başladığımız hatta bazen oldukça korkutucu bir yer oldu. Fakat tek etkisi bu... Continue Reading →

Hayatımızda Tekrarlayan Olaylardan Kurtulmak ve Motivasyonu Yeniden Kazanmak Üzerine

Hepimizin, bazılarımızın daha fazla, hayatta deneyimlediği ve önünü alamadığı takdirde kendisini bilimum psikolojik hastalığa sürükleyecek bir fenomeni, yani beklenti ketlenmesini yaşadığı bir dönemi olmuştur.  Peki, nedir beklenti ketlenmesi? İşletme ve Yönetim bölümü profesörü Victor H. Vroom’un beklenti teorisine göre, en basit izahıyla bir işin yapılabilmesi için var olması gereken motivasyon, o işten beklenen sonuçla doğru... Continue Reading →

Evrenin Kaosu’nun Planlarımız Üzerindeki Etkisi

İki tip formülle büyüyor ve yaşıyoruz. İlki bize öğretilenler, ikincisi ise bizim farkında olmadan kanıksadıklarımız. Örneğin bize, çok çalışırsak kesin başarılı olacağımız söyleniyor. Bu, toplumun bize verdiği yaşam formülüdür. Bizim kendi kendimize kanıksadığımız formüllere ise en güzel örnek her sabah güneşin doğuyor olmasıdır. Dünyada kaç senedir bulunuyor olursak olalım, her sabahımıza güneş doğdu. Dolayısıyla her... Continue Reading →

Hayata Gerçekten Başlamak Bölüm 2: Çocukluktan Yetişkinliğe Geçiş

Bir önceki yazımızda yetişkin ve çocuk birey arasındaki bakış açısı ve yaşam biçimi farklarını ortaya koymuştuk. Şimdi bu yazıda, kişinin yetişkin olması için geçmesi gereken etaplardan bahsedeceğiz. Demiştik ki ergenliğe kadar çocuk birey içe dönük bir yapı sergiler. Fakat ergenlikle beraber bu durum değişmeye başlar. Çünkü artık çocuğun bireyselliği daha ön plandadır. Hormonların aktive olmasıyla... Continue Reading →

Hayata Gerçekten Başlamak Bölüm 1: Yetişkinlik ve Çocukluk Arasındaki Fark

Bazı becerilere, sırf insan olduğumuz için, sırf bunlar insani şeyler diye doğuştan sahip olduğumuzu sanıyoruz. Mesela sevmek, mesela sağlıklı iletişim kurmak. Oysa her ne kadar potansiyelde bu becerilere sahip olsak da, onların sağlıklı bir seviyeye getirilmesi emek, çaba ve bilinç ister. Ne içimizde bir kıpırtı duymak tam anlamıyla sevmektir ne de insanlarla aynı dilde konuşabilmek... Continue Reading →

Beklentilerimizi Esnetmek, Yetişkince Hayal Kurmak Üzerine

Yetişkin olarak, çocuklar gibi hayal kuramıyoruz. Hayallerimize hep gerçeklik, ama daha çok da gerçekliğin  olumsuz tarafları karışıyor. Ya da hayal etmeyi başarıyla tamamlasak bile, hemen arkasından şu cümleler geliyor: "ama böyle şeyler hayatta olmaz ki" veya "olsa bile onun da verdiği keyif geçer, yerine sıkıntılar gelir." Doğru. Çocukken hayal ettiğimiz gibi yetişkin aklımızla hayal kuramayız.... Continue Reading →

Kimse Excalibur Değil: İlişkileri Hedef Olarak Görmenin Zararları Üzerine

Bugün biraz hedef kavramından bahsedelim. Hedefler bizim amaçladığımız soyut değerlere ulaşmak için belirlediğimiz somut mihenk taşlarıdır. Örneğin, para değerine - evet maalesef günümüzde para da bir değer ve bu bir gerçek- ulaşabilmek için, onu somut bir hale sokmamız gerekir. Ne kadar para? Ne için para? Ne zamana kadar o para? Bu gibi sorularla paranın tespiti... Continue Reading →

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑