“Her Güne Yeni Bir Umutla Başla” Sözü Üzerine

Böyle bir motto var değil mi? "Her güne yeni bir umutla başla, şans her an kapını çalabilir, bugün o gün olabilir!" Fakat biz, gerçekleri gözeten yetişkinler olarak, bu lafın gereğinden fazla hippi, insanı sinirlendirecek kadar Hollywood klişesi bir laf olduğunun bilincinde insanlarız. Her yeni gün, yeni ihtimallerin şekillenmesi fikri her ne kadar iç gıdıklayıcı olsa... Continue Reading →

Reklamlar

Hayatımıza Giren İnsanlar: Ödül mü Ceza Mı?

Ne kadar da sevimli bir cümle : "sen bana hayatımın en büyük hediyesisin." Veya ne kadar da acı bir ifade : " sen bu hayatta başıma gelen en büyük cezasın." Hayatımıza giren insanlar, gerçekten de bizlere verilen ödüller veya cezalar mı? Böyle düşünmemizin sebebi nedir? Onları fayda veya zarar olarak da kategorize ediyor olabilirdik, iyi... Continue Reading →

Neden Kimse Bizi Anlamıyor?

Zaman zaman hepimiz, anlaşılamadığımızı hissederiz. İnsanlara kendimizi ifade etmeye çalışırız, tavırlarımızla, sözlerimizle. Fakat kimse çektiğimiz acıyı, karşılaştığımız zorluğu, deneyimlediğimiz mutluluğu, hissettiğimiz hazzı göremez. Bunun sonucunda çevremizle gittikçe artan bir iletişim problemini deneyimlemeye başlarız ve en nihayetinde bu bizi yalnızlaşmaya iter. Çünkü sosyal ilişkilerin temeli etkileşimse, biz bu etkileşimi yaşayamıyoruzdur. Neden böyle olmaktadır? Neden insanlarla aynı... Continue Reading →

Sosyal Ortam Normları ile İçedönüklük ve Dışadönüklük

Sosyalleşmek, her ne kadar kelime manasıyla herhangi bir şahsın, diğer şahıslarla bir etkileşimi manasını verse de, esasında eylemin kendisi şahsın etkenliğini bir noktaya kadar barındırır. Sosyalleşmek, sosyal çevre ile mümkündür ve sosyal çevre dediğimiz olgu, biz baktığımızda bize göründüğüne göre zaten çoktan var olmuştur. Dolayısıyla kendine has kuralları, sınırları ve artıları vardır. Yazılı olmayan, kimsenin... Continue Reading →

Pes Etmekle Akışa Bırakmak Arasındaki Fark

Bazen hayatımızda, içimizde depremlere sebebiyet veren, uyandırıcı olaylar yaşarız. Bu olayların yaşanma sebebi, tedbir almayı imkansızlaştıran hızımız yahut haddimizi aşmamıza sebep olan hırslarımızdır. Sonuçta aldığımız darbe ile, gözümüzü yaşamakta olduğumuz hayata ve onun zarar vericiliğine kapayamaz olur, değişimin gerekli olduğunu gönlümüzle idrak ederiz. Sıvarız sonra kolları. Bir de görürüz ki, boyası değişse iyi olur dediğimiz... Continue Reading →

Vericiliğimize, Minimalistliğimize ve Yapıcılığımıza Rağmen Neden Hak Ettiğimiz Aşkı Bulamıyoruz?

Hepimiz hayatımızda gün gelmiştir, ilişki konusunda aslında yeterince iyi bir oyuncu olmadığımızı, sevmeyi bilmediğimizi ya da gerçeklikle çelişen beklentilerimiz olduğunu görmüş, kabul etmişizdir. Şayet hayatımızdaki ilişkilere önem veriyorsak, sonraki evrede kendimizi toparlamak için de kolları sıvamışızdır. Kişisel gelişim kitaplarıyla boğuşmuş, hatta profesyonel yardım dahi almışızdır ama yine de "evet, artık gayet iyi bir noktadayım" dediğimizde... Continue Reading →

Tekrar Hayata Dönmek, Kaçırdığımız İpin Ucunu Tekrar Yakalamak Üzerine

İnsan, yuvaya dönmek ister. Her anlamda, her bağlamda, insanın nihai amacının, daima özünde yuvaya dönmek olduğunu düşünüyorum. Doğarız, büyürüz, evden ayrılırız. En nihayetinde evlenme yani “yuva kurma” itkimizde, başlangıca tekrar dönüş arzusu vardır. Düzenli bir iş isteğinde, rutine bir meyil vardır. Ev satın almak talebinde, sabit dört duvara özlem vardır. Rutin, sabit dört duvar, sıcacık... Continue Reading →

Neden Hayatımızda Artık İlgi Çekici, Cezbedici Şeyler Olmuyor?

Başlıkta yer verdiğimiz bu soru, bugünlerde çok sık dillerden dökülür oldu. Dünyanın belki de en fantastik zamanlarına şahitlik ediyoruz ama yine de bir iç sıkıntısı alıp başını gitmiş durumda. Yoo, hayır. Bu yazı insanın bencil yaklaşımı ile tüketim algısının yarattığı doymaz insanlar söylemine taşınmayacak. Konuya daha teknik, daha zihinsel yaklaşacağız. Şimdi, dikkatinizi çektiyse bu bir... Continue Reading →

Bir Modern Zaman Fiyaskosu: İnternetle Neden Sosyalleşemedik?

Bundan 15-20 sene önce ufkumuzu genişletmek üzere geldi internet hayatımıza. Başka ülkelerdeki, şehirlerdeki yakınlarımızla olduğu kadar, yabancılarla da görüşmeye başladık. Mirc ve İCQ'nun ilk dönemleri, internet adeta bayram yeri gibiydi. Fakat her tip insana da denk gelebileceğimizi öğrendikçe, daha dikkatli ve kısıtlı kullanmaya başladığımız hatta bazen oldukça korkutucu bir yer oldu. Fakat tek etkisi bu... Continue Reading →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑