Evrenin Kaosu’nun Planlarımız Üzerindeki Etkisi

İki tip formülle büyüyor ve yaşıyoruz. İlki bize öğretilenler, ikincisi ise bizim farkında olmadan kanıksadıklarımız. Örneğin bize, çok çalışırsak kesin başarılı olacağımız söyleniyor. Bu, toplumun bize verdiği yaşam formülüdür. Bizim kendi kendimize kanıksadığımız formüllere ise en güzel örnek her sabah güneşin doğuyor olmasıdır. Dünyada kaç senedir bulunuyor olursak olalım, her sabahımıza güneş doğdu. Dolayısıyla her... Continue Reading →

Hayata Gerçekten Başlamak Bölüm 2: Çocukluktan Yetişkinliğe Geçiş

Bir önceki yazımızda yetişkin ve çocuk birey arasındaki bakış açısı ve yaşam biçimi farklarını ortaya koymuştuk. Şimdi bu yazıda, kişinin yetişkin olması için geçmesi gereken etaplardan bahsedeceğiz. Demiştik ki ergenliğe kadar çocuk birey içe dönük bir yapı sergiler. Fakat ergenlikle beraber bu durum değişmeye başlar. Çünkü artık çocuğun bireyselliği daha ön plandadır. Hormonların aktive olmasıyla... Continue Reading →

Hayata Gerçekten Başlamak Bölüm 1: Yetişkinlik ve Çocukluk Arasındaki Fark

Bazı becerilere, sırf insan olduğumuz için, sırf bunlar insani şeyler diye doğuştan sahip olduğumuzu sanıyoruz. Mesela sevmek, mesela sağlıklı iletişim kurmak. Oysa her ne kadar potansiyelde bu becerilere sahip olsak da, onların sağlıklı bir seviyeye getirilmesi emek, çaba ve bilinç ister. Ne içimizde bir kıpırtı duymak tam anlamıyla sevmektir ne de insanlarla aynı dilde konuşabilmek... Continue Reading →

Beklentilerimizi Esnetmek, Yetişkince Hayal Kurmak Üzerine

Yetişkin olarak, çocuklar gibi hayal kuramıyoruz. Hayallerimize hep gerçeklik, ama daha çok da gerçekliğin  olumsuz tarafları karışıyor. Ya da hayal etmeyi başarıyla tamamlasak bile, hemen arkasından şu cümleler geliyor: "ama böyle şeyler hayatta olmaz ki" veya "olsa bile onun da verdiği keyif geçer, yerine sıkıntılar gelir." Doğru. Çocukken hayal ettiğimiz gibi yetişkin aklımızla hayal kuramayız.... Continue Reading →

Kimse Excalibur Değil: İlişkileri Hedef Olarak Görmenin Zararları Üzerine

Bugün biraz hedef kavramından bahsedelim. Hedefler bizim amaçladığımız soyut değerlere ulaşmak için belirlediğimiz somut mihenk taşlarıdır. Örneğin, para değerine - evet maalesef günümüzde para da bir değer ve bu bir gerçek- ulaşabilmek için, onu somut bir hale sokmamız gerekir. Ne kadar para? Ne için para? Ne zamana kadar o para? Bu gibi sorularla paranın tespiti... Continue Reading →

“Kendini Sevmeyen Başkasını Sevemez” Sözünün Anlamı Üzerine

Hemen her yerde gördüğümüz, fikren katıldığımız ama pratikte ne demek olduğunu bilmediğimiz, hemen her  mecranın da soyut ifadelerle izah etmeye çalıştığı bir laf. Pratik dökümünü bilmediğimiz çoğu şey gibi bu lafın da, iç ifadesini idrak edemiyoruz. Bir türlü içimize, hücrelerimize manası dolmayınca, hayatımızda uygulamak da pek mümkün olmuyor haliyle. Evet, doğru. Kendisini sevemeyen başkasını da... Continue Reading →

Aşık Olduğumuzda Tüm İnsanlığa Haykırdığımız O Tek Soru ve Aldığımız Cevaplar Üzerine

Hepimiz hiç değilse bir kez aşık olduk. Yine hepimiz aşıkken, daha sonra dönüp baktığımızda "ben nasıl bu hale geldim" dedirtecek şeyler yaptık. Konumuz bu davranışların iyiliği kötülüğü değil, özümüzle uyumsuzluğu. Örneğin aslında akılcı bir insanken, aşık olduğumuzda aklımız gölgelenmedi sadece, duygularını yoğun ve fevri yaşayan insanlara dönüştük. Ya da gündelik hayatında oldukça uyumlu, hatta diplomatik... Continue Reading →

Dünyayı “Zayıflar” Değiştirir

İnsan, kendisinin önünde büzülüp kaldığı duvarların, başkaları tarafından un ufak edildiğini gördüğünde, o insanlarda kendisinde olmayan bir şey olduğu sanrısına kapılır. O "şey"in eksikliği sebebiyle de belki de asla bazı eşikleri geçemeyeceğini düşünerek mutsuz olur, öz güveni zedelenir. Öz güveni zedelenen, hem de böyle bir "bende olmayan bir şey yüzünden istediğim birçok şeyden mahrum kalıyorum"... Continue Reading →

Yüzünüzden Maskeleri Üstünüzden Kostümleri Atın!

Nedenini bir kenara bırakırsak, bu yazıda işlenemeyecek kadar çeşitli bilimsel veya teolojik sebepler öne sürülmekte çünkü, hepimiz belli bir karakterle geliriz dünyaya. Hepimizin zayıf noktaları ve güçlü yanları farklıdır. İnsanı inceleyen her alan bu farklılıkları belli özellikler doğrultusunda gruplandırmıştır. Jung'ın arketipleri, ya da Profesyonel koçluktaki Şemalar bu tip kategorizasyonlardır. Teknik açıklamalara girişmeyeceğim fakat komik bir... Continue Reading →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑