Yaşam Pınarımız Endişe ve Korkularımızı Döver

Mutlaka hayatınızda, bir veya birkaç kez şöyle bir şeyle karşılaşmışsınızdır: Anksiyete bozukluğu (panik atak) olan bir insan, fakat hayatına baktığınızda bu kadar travmatik sonuçlar doğuracak bir olay yok. Ya da, Çok travmatik bir hayat, ama herkes gibi biraz "kaçık" olmak dışında görünür hiçbir psikolojik problem yaşamayan bir insan. Nasıl oluyor da, bazı insanlar zorlu yaşamlarına... Continue Reading →

İhtiyaçlarımıza Göre Tasarladığımız Hayat Versus Hayallerimizdeki Hayat

Yaşamımızda karşılanmayı bekleyen ihtiyaçlarımız vardır, bir de yapmak istediklerimiz. Bu ikisi birbiriyle bağlantısız, hatta aksi istikametlerde gibi görülürler ve bu sebeple insanlar, ihtiyaçlarını gidermeyi seçer, adına "olgunluk" diyerek. İhtiyaçlarımızın adı kişiden kişiye değişse de, temelde güvenlik talebine dayanırlar. Güvende olmak, bildiğimiz sularda kalmak isteriz, o sular bize ne kadar acı verse de. Bildiğimiz sular, akışı... Continue Reading →

Kişisel Gelişim: Hangi Amaçla, Hangi Beklenti Uğuruna?

Hepimiz hayat sahnesinde bir oyuncu olmaya başladığımız yıllarda edindiğimiz tecrübeler sonucuna çok basit bir gerçeği idrak etmek durumunda kalıyoruz: fabrika ayarlarımız bu hayat için yetersiz. Hem insan ilişkilerinde, hem iş hayatında herkesin fiziksel görünüş- sağlık- mental yapı- verimlilik- üretkenlik gibi konularda "daha iyi" olmaya çalıştığı, internet ve büyük şehirlerle hayli kalabalıklaşmış yaşam platformunda mükemmel bir... Continue Reading →

Dip ile Zirve Arasında: Değişim Çelişkisi ve Batık Yatırımlar

Hepimiz yaşamışızdır bu anı. Başımızı ellerimiz arasına alır otururuz, işler ne ara bu noktaya geldi anlamaya çalışırız. Bu "işler" ilişkilerimiz, hedeflerimiz olabilir. Üzerinde durmakta olduğumuz platform, çevremizdeki insanlar ve bizim irili ufaklı yanlış kararlarımızla, hayat bir anda Arap saçına dönmüştür ve radikal çıkışlar şart olmuştur. Geçmişte bugün getirisi olmayan yollar için verdiğimiz emek ile alternatif... Continue Reading →

“Mükemmel Olmaya Çalışmaktansa Kıvamında Kendimiz Olmak” Üzerine

İnsanın gençlikten yetişkinliğe geçiş evresi, belki de en fazla zihinsel stresle boğuştuğu dönemdir.  Çocukken itkilerle, ergenlikte hormonlarla yönetiliriz neredeyse. Fakat yetişkinlik öyle değildir. Hepsi yine vardır bu evrede, ama sahneye yeni bir patron çıkar: akıl. Hemen her insan, gençliğinde bir takım hatalar yapar ve canı yanar. Bu acı, kişinin yalnızca kendi halinde deneyimlediği bir durum... Continue Reading →

Hedefte Çatı Fiiller Nelerdir? Nasıl Eyleme Dökülürler?

Hayatımızda, kendimiz için uygun gördüğümüz ve hedef olarak belirlediğimiz her fiil,  çatı fiil olma özelliği taşır. Yani, çatı fiiller, altında birçok başka eylemi barındıran genel hedef fiilleridir. Çatı fiile en güzel örnek sevmek fiilidir. Sevmek, eğer fiziki olarak mesela bir kediyi okşamayı kastetmiyorsak, içinde birçok başka irili ufaklı fiili barındıran, bunların yapılması durumunda ortaya çıkan eylemdir. Sabreder,... Continue Reading →

Hayal Ettiğimiz İnsana Ne Zaman Kavuşacağız?

Bir teoriye göre, insan istediği şeye uygun enerjiyi evrene gönderirse, evren de ona o şeyi verir. Tamam, biraz altı boş, bayağı hayalperest ve netlikten uzak bir iddia gibi geliyor, lakin mantıkla da altı doldurulabilir bir iddia bu. Hayatta her zaman arzuladığımız şeyleri elde edemediğimiz doğrudur, fakat aynı şekilde, çoğunlukla ihtiyacımız olan şeylerin önümüze geldiği de... Continue Reading →

Değer İle Beğenilme Arasındaki Farkı Anlamak

Bugün ki konumuz kişisel gelişim sayfalarında, sosyal medyada sık sık karşımıza çıkan ve birbiriyle çelişen iki öğüt: "kimsenin söylediğini takma" ile " "insanlarla iletişiminde onların da hislerini ciddiye al". Peki, ne zaman hangi öğüde uyacağımızı nasıl bileceğiz? Kafamıza göre davranırsak önemsediğimiz insanları kırabilir, hatta kaybedebiliriz. Karşımızdakine söz vermeyi abartırsak, onun monoloğu içerisinde kendimizi duyamaz hale gelebilir, sonrasında... Continue Reading →

İlişkide Kendinizi “Kadın” veya “Erkek” Gibi Hissedemiyor musunuz?

Kadın-erkek ilişkilerinde hemen hepimizin bir kez dahi olsa deneyimlediği bir durumdur değil mi bu? Partnerimizle birlikteyken, işler yolunda gitse de gitmese de, BEN olarak var oluruz da, sanki kadınlığımızı veya erkekliğimizi tam olarak ortaya koyamıyor muşuz, ya da koyduğumuz yeterli gelmiyor veya uymuyormuş gibi hissederiz. Psikanalitik yaklaşımın, bu durum için bir açıklaması var. Bu durum... Continue Reading →

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑