Neden Kimse Bizi Anlamıyor?

Zaman zaman hepimiz, anlaşılamadığımızı hissederiz. İnsanlara kendimizi ifade etmeye çalışırız, tavırlarımızla, sözlerimizle. Fakat kimse çektiğimiz acıyı, karşılaştığımız zorluğu, deneyimlediğimiz mutluluğu, hissettiğimiz hazzı göremez. Bunun sonucunda çevremizle gittikçe artan bir iletişim problemini deneyimlemeye başlarız ve en nihayetinde bu bizi yalnızlaşmaya iter. Çünkü sosyal ilişkilerin temeli etkileşimse, biz bu etkileşimi yaşayamıyoruzdur. Neden böyle olmaktadır? Neden insanlarla aynı... Continue Reading →

Reklamlar

Sosyal Ortam Normları ile İçedönüklük ve Dışadönüklük

Sosyalleşmek, her ne kadar kelime manasıyla herhangi bir şahsın, diğer şahıslarla bir etkileşimi manasını verse de, esasında eylemin kendisi şahsın etkenliğini bir noktaya kadar barındırır. Sosyalleşmek, sosyal çevre ile mümkündür ve sosyal çevre dediğimiz olgu, biz baktığımızda bize göründüğüne göre zaten çoktan var olmuştur. Dolayısıyla kendine has kuralları, sınırları ve artıları vardır. Yazılı olmayan, kimsenin... Continue Reading →

Vericiliğimize, Minimalistliğimize ve Yapıcılığımıza Rağmen Neden Hak Ettiğimiz Aşkı Bulamıyoruz?

Hepimiz hayatımızda gün gelmiştir, ilişki konusunda aslında yeterince iyi bir oyuncu olmadığımızı, sevmeyi bilmediğimizi ya da gerçeklikle çelişen beklentilerimiz olduğunu görmüş, kabul etmişizdir. Şayet hayatımızdaki ilişkilere önem veriyorsak, sonraki evrede kendimizi toparlamak için de kolları sıvamışızdır. Kişisel gelişim kitaplarıyla boğuşmuş, hatta profesyonel yardım dahi almışızdır ama yine de "evet, artık gayet iyi bir noktadayım" dediğimizde... Continue Reading →

Neden Hayatımızda Artık İlgi Çekici, Cezbedici Şeyler Olmuyor?

Başlıkta yer verdiğimiz bu soru, bugünlerde çok sık dillerden dökülür oldu. Dünyanın belki de en fantastik zamanlarına şahitlik ediyoruz ama yine de bir iç sıkıntısı alıp başını gitmiş durumda. Yoo, hayır. Bu yazı insanın bencil yaklaşımı ile tüketim algısının yarattığı doymaz insanlar söylemine taşınmayacak. Konuya daha teknik, daha zihinsel yaklaşacağız. Şimdi, dikkatinizi çektiyse bu bir... Continue Reading →

Bir Modern Zaman Fiyaskosu: İnternetle Neden Sosyalleşemedik?

Bundan 15-20 sene önce ufkumuzu genişletmek üzere geldi internet hayatımıza. Başka ülkelerdeki, şehirlerdeki yakınlarımızla olduğu kadar, yabancılarla da görüşmeye başladık. Mirc ve İCQ'nun ilk dönemleri, internet adeta bayram yeri gibiydi. Fakat her tip insana da denk gelebileceğimizi öğrendikçe, daha dikkatli ve kısıtlı kullanmaya başladığımız hatta bazen oldukça korkutucu bir yer oldu. Fakat tek etkisi bu... Continue Reading →

Kimse Excalibur Değil: İlişkileri Hedef Olarak Görmenin Zararları Üzerine

Bugün biraz hedef kavramından bahsedelim. Hedefler bizim amaçladığımız soyut değerlere ulaşmak için belirlediğimiz somut mihenk taşlarıdır. Örneğin, para değerine - evet maalesef günümüzde para da bir değer ve bu bir gerçek- ulaşabilmek için, onu somut bir hale sokmamız gerekir. Ne kadar para? Ne için para? Ne zamana kadar o para? Bu gibi sorularla paranın tespiti... Continue Reading →

“Kendini Sevmeyen Başkasını Sevemez” Sözünün Anlamı Üzerine

Hemen her yerde gördüğümüz, fikren katıldığımız ama pratikte ne demek olduğunu bilmediğimiz, hemen her  mecranın da soyut ifadelerle izah etmeye çalıştığı bir laf. Pratik dökümünü bilmediğimiz çoğu şey gibi bu lafın da, iç ifadesini idrak edemiyoruz. Bir türlü içimize, hücrelerimize manası dolmayınca, hayatımızda uygulamak da pek mümkün olmuyor haliyle. Evet, doğru. Kendisini sevemeyen başkasını da... Continue Reading →

Aşık Olduğumuzda Tüm İnsanlığa Haykırdığımız O Tek Soru ve Aldığımız Cevaplar Üzerine

Hepimiz hiç değilse bir kez aşık olduk. Yine hepimiz aşıkken, daha sonra dönüp baktığımızda "ben nasıl bu hale geldim" dedirtecek şeyler yaptık. Konumuz bu davranışların iyiliği kötülüğü değil, özümüzle uyumsuzluğu. Örneğin aslında akılcı bir insanken, aşık olduğumuzda aklımız gölgelenmedi sadece, duygularını yoğun ve fevri yaşayan insanlara dönüştük. Ya da gündelik hayatında oldukça uyumlu, hatta diplomatik... Continue Reading →

Yüzünüzden Maskeleri Üstünüzden Kostümleri Atın!

Nedenini bir kenara bırakırsak, bu yazıda işlenemeyecek kadar çeşitli bilimsel veya teolojik sebepler öne sürülmekte çünkü, hepimiz belli bir karakterle geliriz dünyaya. Hepimizin zayıf noktaları ve güçlü yanları farklıdır. İnsanı inceleyen her alan bu farklılıkları belli özellikler doğrultusunda gruplandırmıştır. Jung'ın arketipleri, ya da Profesyonel koçluktaki Şemalar bu tip kategorizasyonlardır. Teknik açıklamalara girişmeyeceğim fakat komik bir... Continue Reading →

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑